Previous
Next

6 Temmuz 2019 Cumartesi

Yaşamayanlar

Yaşamayanlar


        Merhaba...
Tanrıyla aramda bir bağ kalmadı. Doğumum vahim olacak ki beni o anda terk etmiş. Güneş doğar, tepeme dikilir ve gölgem kısalır. Aynı anda varoluş penceresi kendini zamanın hacziyle açar. Umutsuz her yarın, beklemek direnişini kazandırırken bedenime, unuttum her anın tadını çıkarmak gerektiğini...

        Kapitalist düzen para verip aldığımız kalemin ucundan dökülen kanlı kelimelerdir. Akıtmaya korktuğumuz her bir kan için ağır bedeller öderiz. Ve hiçbir başlangıç süre gelmesi için beklemez bizi, kendi sonunu yine kendi getirir...

        Hüküm sigara bitirişleridir dudağımızın. Güneşi ne hızla takip ettiğimiz bilinmez ve ön görülemez. Bu hız bizlerin hayatı hangi makarasından yakaladığımız ile ilgilidir. Bazen sonsuz sandığımız bir his bizi zaten kuyu dibinde karşılamış fakat getirtiği karanlıktan önümüzü görememişizdir.

        Bağımlılıktan morarmış göz altlarımız dağılmışlıktan bir de şişmiştir. Ve aynaya bakma cesareti gösteremeyen ufak beyinlerimiz ile "iyiyimler" çakarız solan güneşe. Havanın aydınlanmasını görmez, aydın insan ayakları yaparız. Mobiliteyi güçlü insanlarız biz olarak algılar kapı eşiklerinde ağlarız. Aslında biz insan olmaktan bile korkarız... Korkağız...

17 Mayıs 2019 Cuma

 Cehennem Hanginiz?

Cehennem Hanginiz?



     Kayboldum,
     Cennet hanginizin ayakları altında meze?
     Yürüyorum,
     Yollar neden böylesi bir karanlığa mahkum?
     Herkes kendi cehenneminde günahkarmış,
     Ben neden hepinizin günah keçisiyim?
     Ölmek bu kadar cazip olmamalıydı,
     Yaşamak da bu denli zor...

     Ben teslimim karanlığa,
     Hep birlikte şarkılar söyleyelim,
     Tanrı bizi duyuyor,
     Tüm o gereksiz egoistlerin kulakları çınlasın,
     Biz cenneti bulduk diyelim,
     Müzik cennetimiz bizim...
     Bizim en büyük şansımız özgürlük,
     Biz bedenlerimizi özgür ruhlarına teslim ettik,
     Şimdi aradan çekilme zamanı.

     Başını eğme,
     Suçluluk duyma yalnızlığından,
     Seni asla anlamayacaklar,
     Bizim anlaşılma derdimiz yok mesela,
     Bu dünyayı onlar gibi yaşamıyoruz.
     Biz farklı değiliz, deliyiz...
     Kelimelerini harcama anlayış cahillerine,
     Onlara ihtiyacın olacak yürüdüğün bu yolda.
     Az kaldı, hepimiz bir sonun yolcusuyuz,
     Her şeyin burjuvası, hayallerin borçlusuyuz.
     Sizler de bana dilek hakkımı iade edin,
     Yanlış bir dileğin idam tahtasında asıldım...

     Bana zamanından verme, artık zor.
     Ellerini istemem, artık çok soğuklar,
     Deniz fenerim melodiler benim,
     Duymuyor musun dalgalar şarkılar söylüyorlar,
     Düşünceleri kısınca sesleri çoğalıyor mükemmel senfoninin.
     Kimin günahı ki bu?
     Dünya bile kendi kendini yok ediyor...
     Yüksek sesle söyleyin şarkılarınızı,
     Tanrı sesimizi duymamakta ısrarcı,
     Sus diyorum kafamın içindekine,
     Kelimeleri toparlayamıyorum.
     Artık kendi sesimi bile duymazdan geliyorum.
     Sizler kanlı parkalar ile gezip durun.
     Kibriniz dünyayı kirletiyor,
   
     Derin nefesler alıp durdum,
     Benim tutsaklığımı hoş görün artık,
     Sıralı perdeler iniyor ölümlerin ardından,
     Görmüyor musun göğü bir ateş çalmış,
     Dünya cehennem gibi,
     Tanrı bizi neyle cezalandırıyor?
     Daha yüksek sesle duyurun melodileri,
     Korkmuyoruz yazılmayan sonlardan,
     Tek korkumuz çaldığınız umudumuz...

12 Mayıs 2019 Pazar

Veda

Veda



Ve gidiyorum...
İnan bana bu sana yazdığım onlarca satırdan biri yalnızca.
Umutsuzluk pencereden damlarken içeri,
En sert rüzgarlarını omzuma alıp gidiyorum.
Biliyorum sen de geleceksin...
Biliyorum bu yolu sen de ezberledin.
Ama büyük bir yıkım orada seni beklerken,
Cesaret eder misin yalnızlığı bölüşmeye?

Umutsuzum sevgilim,
Niyetsizim de biraz,
Pencereler açıyor, kuş sesleri alıyorum evimize,
Gökkuşağı doluveriyor içeri,
Fakat sen renklere küsmüşsün,
Maviye kırgınsın biraz,
Elimi tutmuyorsun,
Gözlerimin içine bakmıyorsun,
Oysa bak onlara,
Kirpiklerim yüzüne dokunmak istercesine titrek,
Dudaklarım bir bitimi fısıldamak için çatlak,
Ve sen sevilmek için oradasın...

Duruyorsun...
Sadece bir haber bekliyorsun varlığını unuttuğun noktalardan,
Bir haber bekliyorum yüzünün yorgun çizgilerinden,
Bir haber gelse hüzünden, kuş konacak alacakaranlığımıza,
Bir yemin edecek, ayırmayacağım yüzümü omuz çukurundan.
Sonra öyle bir yanacak ki Balat'ın kanlı kiliseleri,
Gökyüzüne yetecek o kızıllık,
Bizi bir edeceğim,
İmkamsızı sereceğim gözlerimizin önüne,
Güleceğim eskisi gibi...
Çocuklar misali gülecek...

Yoluma dönüşlerine ihtiyacım var,
Bana tekrar umutla baktığın o yollara muhtacım,
Acımı ellerinle yok edişini görmeliyim yeniden,
Yeniden banklarda düşünmeliyim seni,
Kızmalıyım kendime engel olamayışlarıma.
Kitaplar arasına koymuşum parçalarını,
Kaldığım her noktada sensin hatırlatanım,
Sensin düştüğüm her anda tutanım,
Seni sevmek bir kanser gibi yayılıyor her hücremle,
Bir daha aynı hissedemez ellerim.
Bunu unutma sevgilim,
Beni unutacaksın bir zaman sonra,
Bunu hatırla,
Beni unut, bizi unutma...

Ömrümün hülasa edilmiş haliydi gözlerin...
Niyetimde esarete düşmek yoktu,
Teslimim tüm yargılarına...
Teslimim gereği düşünülmeden yazdığımız tüm sonlara...